Nisan, 2019

ÖFKE YÖNETİMİ

Öfke bireyin yaşanmışlıklarından, kişisel özelliklerinden, içinde bulunduğu gelişimsel dönemin etkilerinden, kişi kendisini yalnız, kaygılı ve anlaşılmaz hissettiğinde ortaya çıkabilen, normal ve herkes tarafından hissedilebilecek bir duygudur.

Öfkenin diğer duygulardan pek farkı olmamasına rağmen bu duygu pek çok kişiye korkutucu gelir; çünkü bu duygunun çevreye ve ait olduğu bireyin kendisine yansımaları oldukça olumsuz olabilir. Olumsuz bir duygunun kabul edilmesi de pek kolay olmadığı için kişi “öfkesini”, “öfkelileri” ve “öfkeyi” bir türlü anlayamaz, hatta öfkesini inkâr bile edebilir. Hâlbuki öfke de tıpkı üzüntü ve mutluluk gibi inkâr edilmeyi ya da kabul edilmemeyi hak etmeyen bir duygudur. Olumlu ya da olumsuz her duygu gibi öfkenin de bir ömrü vardır; bu ömür tamamlandığında öfke de ortadan kalkar; ancak öfkenin, bu tatsız süreyi kısaltmak ve onu daha iyi anlamak açısından “tüketilmesi” gerekir.

Özetlemek gerekirse, öfke iki temel nedenle ortaya çıkabilir: 

  • Bireyin kendisinden,
  • Karşısındaki birey(ler)in onda oluşturduğu duygulardan kaynaklanabilir.

Öfke, ister bireyin kendisiyle ilgili, ister karşısındakiyle ilgili bir nedenden kaynaklansın, özenle üzerinde durulup çözümlenmesi gereken bir duygudur. Öfke olgusunu bir buzdağına benzetmek gerekirse; buzdağının suyun üzerinde kalan kısmı öfkedir; oysa suyun altında kalan kısmı çok daha geniştir, yani öfkenin ortaya çıkmasına yol açan pek çok duygu burada gizlidir. Suyun altında kalan temel duygular birikip, sertleşip, katılaşınca buzdağının tepesindeki öfkeyi oluşturur. Sözü geçen temel duygular kıskançlık, üzüntü, merak, yalnızlık, itilmişlik, kaygı, hayal kırıklığı, haksızlık, anlaşılamamak ve sıkıntı gibi duygulardır. İnsanların çoğu, öfkeyi buzdağının tepesinde yaşar ve bir türlü çözümlenmemiş bu duygulara sıkı sıkı tutunur. Oysa öfkenin kaynaklarını ortadan kaldırmayı başarmak için buzdağının altındaki temel duyguların anlaşılabilmesi gerekir.

ÖFKE DURUMUNDA ORTAYA ÇIKAN TEPKİLER

  • Kan basıncı artması ve kalp atışları hızlanır,
  • Nefes alıp vermede düzensizlik,
  • Aşırı stres ve gerginlik,
  • Tartışma sırasında kişiye veya herhangi nesneye yönelik şiddet uygulanması.

NE ZAMAN İLGİLENİLMELİ?

  • Eğer çocuğun öfkesi başkalarına yönelik fiziksel saldırılara dönüşürse bunun üzerinde durulmalıdır. Ayrıca; Sık sık öfkeleniyor, her gün sınıf arkadaşlarıyla tartışıyorsa,
  • Aynı yaştaki diğer çocuklara göre daha yoğun olarak öfkeleniyorsa, sık sık ağlayıp
  • başkalarına saldırganca davranışlar sergiliyorsa,
  • Yaşamın her alanında öfkelenecek bir şey buluyor ve belli bir kişi ya da olay nedeniyle değil, genel olarak kendini öfkeli hissediyorsa,
  • Olaylarla baş etme yöntemlerinde önemli değişiklikler görülüyorsa, örneğin daha önce hiç sıkılmadığı şeylere öfkelenmeye başlamışsa anne-baba olarak dikkatli olunmalı; gerekiyorsa bir uzman desteğine başvurulmalıdır.

SEBEP OLDUĞU HASTALIKLAR

Kalp hastalıkları: Birikmiş öfke kalp hızını arttırır, aynı zamanda kalp damarlarında daralma ve kriz etkenidir.

Hipertansiyon: Öfke damar elastikiyetini bozar, kalıcı hipertansiyon oluşur.

Şeker hastalığı: Biriken öfke metabolizmayı bozar ve şekeri yükseltir. Şeker hastası olanların çoğu öfkelidir. Öfkeli oldukları için hasta olmuşlardır.

Ruhsal bozukluklar: Birikmiş öfke, depresyon gibi ruhsal bozukluklarla da gösterebilir. Hem öfke depresyona, hem de depresyon öfkeye yol açar.

Genetik hastalıkları tetikler: Hepimizde bazı hastalıkların geni mevcut olabilir. Eğer bu genleri aktifleştirmemeyi başarabilirsek, hastalanmadan hayatımızı sürdürebiliriz. Ama öfkeyi kontrol edememe gibi bir problemimiz varsa bu genlerin hortlama riski artar. O zaman genetik haritamızda var olan birçok hastalık tetiklenir. Son yıllarda kanserlerin artmasının altında yatan en önemli etken birikmiş öfke ve strestir.

NASIL YARDIM EDİLEBİLİR?

  • Öfkesiyle baş edemeyen bir çocuğa yardım ederken ilk göreviniz, niye öfkeli olduğunu anlamak ve (bunun farkında değilse) onun da anlamasını sağlamaktır. Bu da, dinlemeyi bilmek demektir. Öfkeli çocuklar açık, sakin, anlayışlı ve kendini anlayacak yetişkinlere ihtiyaç duyarlar. Çocuğunuzu, öfkelendiği için azarlamanız veya ona kızmanız, öfkesini nasıl ifade edeceği ve nasıl sakin olacağı konusunda ona fikir vermez. O konuşurken ona ilgi gösterin, onu dinleyin ve onun söylediklerini dikkatle değerlendirin.
  • Çocuğun sakin olduğu bir anda, onu neyin bu kadar öfkelendirdiğini sorarak iç dünyasında hissettiği bir duygu veya kendisine söylenen bir şey ise (alay edilme gibi) bunu fark etmesini sağlayarak öfkesinin kaynağına inebilirsiniz. Bazı çocuklar, özellikle ergenlik öfkeleri hakkında konuşmak istemeyebilirler. Bu durumda ne yapmaya çalıştığınızı açıklamak yerine uzman yardımı isteyiniz.
  • Öfkeli bir çocuğun kırgınlık duygularına ya da başkalarının sataşmalarına vereceği tepkilerde her zaman seçim şansının olduğunu ona göstermek gerekir. Bağırmayı, vurmayı, öfke nöbetleri geçirmeyi ya da öğretmenine ve arkadaşına neler hissettiğini söylemeyi tercih edebilir. Bu konuda onu, hangi eylemin iyi sonuç doğuracağını düşünmeye teşvik edin.
  • Öfkeli olmadığı anlarda ya da az da olsa sakin kalarak zor bir durumla başa çıktığında onu takdir edin.
  • Belli bir süre için öfkesini dışa vurmayacağı ya da anlaştığınız şekillerde dışa vuracağı konusunda onunla anlaşma yapın.
  • Ona duygularını anlattığı bir günlük tutmasını önerin. Yazı yazmak zor geliyorsa resim de yapabilir. Kendisini öfkelendiren problemi, bu probleme nasıl tepkide bulunduğunu, bu tepkinin ne gibi sonuçlar doğurduğunu ve problemi halletmek için iyi bir yol olup olmadığını anlatmasını isteyin.
  • Siz de ondan beklediğiniz gibi davranın. Örneğin yaşadığınız bir çatışmayı çözmek için öfkenizi kelimelere dökebilir ve ona asıl sorunun öfke olmadığını, ifade edilme biçimi olduğunu gösterebilirsiniz. Bu doğrultuda, anne-babaların şu soruları kendilerine sormaları yararlı olacaktır:

“”Ben öfkemi olumlu ve yapıcı biçimlerde ifade edebiliyor muyum?””

“”Çatışmaları başarılı bir şekilde çözümleyebiliyor muyum?””

“”Çocuğuma öfkesini kabul etmeyi ve ifade etmeyi öğrettim mi?””

Uzlaşma sanatını devreye sokun. Her ikinizin de rahat edeceği bir orta yol bulmaya çalışın. Sakinleşirseniz, çatışmaya neden olan konular hakkında daha iyi bir konumda olursunuz.

SAKİNLEŞMENİZDE SİZE YARDIMCI OLACAK BAZI İPUÇLARI

  • Tartışmanın konusunu değerlendirin: Bazen tartıştığınız konu aslında öfkelenmeye veya tartışmaya değmeyecek bir konu olabilir.
  • Derin bir nefes alın ve 10’a kadar sayın: Ağzınızdan herhangi bir kelime çıkmadan önce konuyu biraz düşünün.
  • Yürüyüşe çıkın: Biraz yürüyüş hem konudan uzaklaşmanızı, hem de sakince düşünmenizi sağlar. Biraz yürüyüşün ardından konuyu bambaşka bir gözle gördüğünüzü fark edebilirsiniz.
  • Sakinleşmek için kendi kendinize konuşmayı deneyin: Kendi kendinize sakinleştirici şeyler söyleyin: “”Rahatlamam ve sakin olmam lazım. Şiddetli bir tartışmayı kaldıramam.”
  • Konuyu doğru çerçevelendirin: Örneğin çocuğunuz size karşı saygısızca davranıyorsa, aslında sorun size saygı duymamasından ziyade öfkesini kontrol edememesinden kaynaklanıyor olabilir. Konuyu bu şekilde doğru “”çerçeveye”” oturttuğunuzda, çocuğunuzun bu sorunu aşmak için sizin yardımınıza ihtiyaç duyduğu gerçeğine odaklanabilirsiniz.
  • Espriden faydalanın: Bazen espri öfkeyi yatıştırmanın iyi bir yolu olabilir, ancak kırıcı olabilecek alaycılıktan kaçınmalısınız.

 

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.